Bir beden sosyolojisi kitabını bitirdiğinizde, aynaya baktığınızda gördüğünüz kişi artık sadece "siz" değilsinizdir. O yansımada ailenizin beklentilerini, medyanın ideal güzellik standartlarını ve içinde yaşadığınız sınıfın izlerini görmeye başlarsınız.
Bu blog postunu daha spesifik bir kitap üzerinden (örneğin sadece tek bir yazarın eseri) detaylandırmamı ister misiniz? veya odaklanmamı istediğiniz bir alt başlık (spor, sağlık, moda vb.) varsa belirtebilirsiniz.
Sizce modern dünyada bedenimiz bize mi ait, yoksa topluma mı? Yorumlarda buluşalım! Beden Sosyolojisi KitabД±nД±
Bedenin hem bir "proje" olarak görülmesini hem de toplumsal süreçlerdeki aktif rolünü harika bir dille anlatır.
Foucault’nun deyimiyle, bedenler nasıl "uysallaştırılır"? Bedenin hem bir "proje" olarak görülmesini hem de
Beden sosyolojisi, bize dayatılan "ideal beden" kalıplarından kurtulmanın ilk adımının, bu kalıpların nasıl inşa edildiğini anlamak olduğunu öğretir.
Geleneksel sosyoloji uzun süre zihne ve yapıya odaklanırken, bedeni biyolojiye terk etmişti. Ancak günümüzde biliyoruz ki; nasıl giyindiğimizden nasıl oturduğumuza, beslenme alışkanlıklarımızdan yaşlanma algımıza kadar her şey sosyal bir kurgunun ürünüdür. Bir "beden sosyolojisi kitabı" okumak, aslında şu sorulara yanıt aramaktır: nasıl giyindiğimizden nasıl oturduğumuza
Modern dünya bedeni nasıl bir pazarlama nesnesine dönüştürdü?